Cam Seramik Kaplama (Emax Kaplama)
Cam seramik kaplama, halk arasındaki adıyla Emax kaplama; lityum disilikat adı verilen kristal yapılı bir materyalden üretilen, içerisinde metal barındırmayan ve ışığı doğal diş gibi geçirebilen en estetik diş restorasyonudur. Estetik diş hekimliğinde gülüş tasarımı uygulamalarının temelini oluşturan bu sistem, dişlerdeki form ve renk kusurlarını tamamen doğal bir görünümle ortadan kaldırır. Geleneksel yöntemlerin aksine mine dokusuna en yakın ışık yansımasını sunan bu teknoloji, diş dokusuna minimum müdahale ile maksimum biyolojik uyum sağlayarak sağlıklı ve kalıcı bir estetik dönüşüm sunan modern bir tedavi çözümüdür.
Emax Kaplama Veya Cam Seramik Kaplama Nedir?
Hepimiz parlak, sağlıklı ve doğal görünen dişlerle gülümsemek isteriz. Ancak zaman içerisinde dişlerimizde kırıklar, aşınmalar, renk değişimleri veya madde kayıpları meydana gelebilir. İşte böyle durumlarda kaybedilen dokuyu yerine koymak için kaplama tedavilerine başvurulur. Geleneksel yöntemlerde sağlamlık elde etmek için genellikle metallerden destek alınırdı. Fakat teknolojinin ve malzeme biliminin ilerlemesiyle birlikte tamamen camın estetiğine ve seramiğin dayanıklılığına sahip yepyeni bir materyal geliştirildi.
Emax kaplama veya bilimsel adıyla lityum disilikat, içerisinde hiçbir şekilde metal barındırmayan, ışığı tıpkı doğal bir diş gibi geçirebilen ve aynı zamanda çiğneme kuvvetlerine karşı olağanüstü bir direnç gösteren özel bir yapıdır. Bu malzemeyi sıradan bir porselenden ayıran en temel özellik, üretim aşamasında geçirdiği evrimdir. Başlangıçta nispeten yumuşak ve şekil verilebilir bir blok halinde olan bu malzeme, yüksek ısıya maruz kaldığında iç yapısındaki mikroskobik kristaller büyüyerek birbirine kenetlenir. Sonuç olarak ortaya, dışarıdan bakıldığında cam kadar şeffaf ve estetik, ancak içeride çelik kadar dirençli bir yapı çıkar.
Cam Seramik Kaplama Malzemesinin İçeriğinde Neler Bulunur?
Bu eşsiz malzemenin başarısının sırrı, tamamen kimyasal içeriğinde ve üretim fırınlarındaki davranışında gizlidir. Doğada bulunan bazı temel elementlerin, laboratuvar ortamında çok hassas oranlarda bir araya getirilmesiyle elde edilir. İçeriğinin büyük bir kısmını silika ve lityum oksit oluşturur. Ancak bu malzemeler bir kaba konulup basitçe karıştırılmaz. Çok özel ısı haritaları takip edilerek kontrollü bir şekilde eritilir ve dondurulur.
Malzeme ilk üretildiğinde, diş hekimliğinde sıklıkla kullanılan frezeleme cihazlarının onu kolayca yontup şekil verebilmesi için "mavi faz" adı verilen daha yumuşak bir haldedir. Bu aşamada dişin tam bir kopyası bilgisayar destekli makineler tarafından kazınarak ortaya çıkarılır. Ardından hazırlanan bu restorasyon, çok yüksek dereceli özel fırınlara yerleştirilir. Fırınlama işlemi sırasında o mavi renk tamamen kaybolur ve malzemenin içindeki lityum disilikat kristalleri hacimsel olarak büyümeye başlar. Fırından çıktığında ise artık ağız içindeki her türlü zorluğa göğüs gerebilecek, son derece yoğun ve sert nihai formuna ulaşmış olur.
Emax Kaplama Kırılmaya Karşı Nasıl Bu Kadar Dirençlidir?
Tamamen camdan üretilmiş bir malzemenin ağız içinde ceviz kırabilecek veya sert yiyecekleri rahatlıkla çiğneyebilecek kadar güçlü olması ilk başta kulağa şaşırtıcı gelebilir. Bu durumun arkasındaki bilimsel gerçek, malzemenin mikroskobik düzeydeki kristal dizilimidir. Fırınlama aşamasında büyüyen lityum disilikat kristalleri, iğnemsi bir yapıya bürünür ve birbirlerinin arasına girerek adeta sıkı bir ağacın kökleri gibi kenetlenirler.
Bu yapıyı karmaşık bir labirent gibi hayal edebilirsiniz. Kaplamanın üzerine şiddetli bir çiğneme kuvveti bindiğinde ve mikro düzeyde bir çatlak oluşmaya çalıştığında, bu çatlak dümdüz bir çizgi halinde ilerleyip malzemeyi ikiye bölemez. Karşısına çıkan o iğnemsi kristallere çarpar, etrafından dolanmak zorunda kalır ve yolunu kaybeder. Sürekli yön değiştirmek zorunda kalan çatlak, enerjisini tüketerek olduğu yerde durur. İşte bu harika fiziksel mekanizma sayesinde, estetik bir cam yapı şaşırtıcı derecede yüksek bir kırılma direncine sahip olur. Üstelik bu malzemenin sertlik derecesi kendi diş minemize o kadar yakındır ki yemek yerken karşı çenedeki doğal dişlerinizi kesinlikle aşındırmaz veya onlara zarar vermez.
Neden Geleneksel Porselenler Yerine Cam Seramik Kaplama Tercih Ediliyor?
Diş hekimliği tarihinde uzun yıllar boyunca porselen kaplamaların altında metal bir iskelet kullanıldı. Bunun nedeni, eski nesil porselenlerin çiğneme kuvvetlerine tek başlarına dayanamayacak kadar kırılgan olmalarıydı. Ancak o metal iskeletin çok büyük bir dezavantajı vardı. Metal ışığı geçirmez. Alttaki gri metali gizlemek için üzerine çok yoğun ve mat bir porselen tabakası sürülürdü. Bu da dişlerin cansız, donuk ve adeta bir duvar gibi görünmesine yol açardı.
Ayrıca zaman içerisinde yaşlanmaya veya fırçalama alışkanlıklarına bağlı olarak diş eti bir miktar çekildiğinde, diş ile diş eti birleşim sınırında o hiç istenmeyen, estetiği tamamen bozan ince gri-mor metal çizgisi ortaya çıkardı. Cam seramik kaplama sistemlerinde ise iç yapıda herhangi bir metal bulunmaz. Restorasyon tek bir bütün halindedir ve ışık geçirgenliği hiçbir bariyerle karşılaşmaz. Bu sayede diş eti kenarında asla gri bir yansıma oluşmaz, diş eti dokusu seramiğin doğal rengini alarak her zaman sağlıklı ve pembe görünür.
Emax Kaplama Dişlerin Doğal Görünmesini Nasıl Sağlar?
Gerçek bir diş tek bir renkten oluşan cansız bir yapı değildir. Güneş ışığı veya ortamdaki herhangi bir ışık dişe çarptığında, bu ışığın bir kısmı mine tabakasından içeri girer, bir kısmı dışarı yansır, bir kısmı ise dişin taç kısmından tamamen geçerek arkaya ulaşır. Bu derinlik algısı, dişin canlı ve gerçek görünmesini sağlayan en önemli faktördür. Emax kaplama malzemesi, doğanın bu kusursuz ışık oyunlarını birebir taklit etmek üzere tasarlanmıştır.
Malzemenin yapısında opalesans ve floresans adı verilen çok özel optik özellikler bulunur. Opalesans, tıpkı gökyüzünün gün ışığında mavimsi, gün batımında ise turuncumsu görünmesi gibi, dişin uç kısımlarının ışık altında hafif mavi-gri yansımalar yapmasıdır. Floresans ise gece kulübü gibi ortamlardaki morötesi ışıklar altında dişin parlak bir beyazlıkla parlamasıdır. Emax kaplamalar bu özellikleri doğuştan barındırdıkları için, farklı ışık kaynakları altında doğal dişlerinizden hiçbir şekilde ayırt edilemezler. Gün ışığında, ofis aydınlatmasında veya loş bir ortamda her zaman doğal bir canlılık sunarlar.
Gülüş Estetiğinde Emax Kaplama Neden Bukalemun Etkisi Yaratır?
Gülüş tasarımı yaparken bazen tüm dişlere müdahale edilmez, sadece rengi bozulmuş veya kırılmış tek bir ön dişe kaplama yapılması gerekebilir. Diş hekimliğinde tek bir ön dişi, yanındaki sağlam doğal dişlere benzetmek en zor işlemlerden biridir. Çünkü renkler, şeffaflıklar ve dokular milimetrik olarak eşleşmelidir. İşte bu noktada cam seramiğin "bukalemun etkisi" devreye girer.
Yüksek ışık geçirgenliğine sahip Emax bloklar kullanıldığında, kaplama adeta şeffaf bir lens gibi davranır. İçinden geçen ışık, komşu dişlerin ve alttaki doğal diş dokusunun rengini alarak dışarı yansıtır. Kaplama, kendi başına yapay ve bağımsız bir renk oluşturmak yerine, etrafındaki ortamın rengine bürünerek adeta görünmez olur. Bu optik bütünleşme sayesinde tek bir dişe dahi uygulama yapılsa, dışarıdan bakan bir gözün hangi dişin kaplama, hangisinin doğal diş olduğunu fark etmesi neredeyse imkansızdır.
Hangi Durumlarda Emax Kaplama Uygulanabilir?
Bu estetik ve dirençli malzemenin kullanım alanı oldukça geniştir. Doğru teşhis ve planlama ile ağız içindeki birçok farklı senaryoda güvenle kullanılabilir. Genel kullanım alanları aşağıdaki gibidir:
- Yaprak porselenler
- Tam ön diş kaplamaları
- Arka bölge tekli kronlar
- İnley estetik dolgular
- Onley estetik dolgular
- Endokron restorasyonlar
- İmplant üstü kronlar
Yaprak porselenler, dişin sadece ön yüzeyinden tırnak kalınlığında (yaklaşık 0.3 milimetre) bir aşındırma yapılarak uygulanan ve genellikle gülüş tasarımında kullanılan incecik estetik kabuklardır. Tam ön diş kaplamaları, dişin çepeçevre küçültülmesi gerektiği daha büyük madde kayıplarında tercih edilir.
İnley ve onley dolgular ise arka azı dişlerinde çok büyük çürüklerin temizlendiği ancak dişin tamamen kesilmek istenmediği durumlarda kullanılan harika alternatiflerdir. Kalan sağlam diş duvarları korunarak, eksik bölgenin ölçüsü alınır ve laboratuvar ortamında porselenden eksik kısım üretilerek dişe yapboz parçası gibi oturtulur. Endokronlar ise kanal tedavisi görmüş dişlerde kök odasından destek alınarak yapılan tek parça özel kaplamalardır. İmplant tedavilerinde ise estetiğin çok önemli olduğu bölgelerde implantın üzerine doğrudan cam seramik kronlar vidalanabilir veya yapıştırılabilir.
Hangi Durumlarda Cam Seramik Kaplama Tercih Edilmez?
Her malzemenin fiziksel sınırları vardır ve başarının anahtarı bu sınırları aşmamaktır. Ne kadar güçlü olursa olsun, bazı durumlarda bu malzemenin kullanılması risk yaratabilir. Riskli durumlar şunlardır:
- Çok üyeli uzun köprüler
- İleri derece diş sıkma alışkanlıkları
- Koyu renkli diş kökleri
- İnce yapıdaki alt çene ön kesiciler
Uzun köprüler, yani yan yana birden fazla diş eksikliğinin olduğu boşlukların kapatılması gerektiğinde, çiğneme kuvvetleri köprünün gövdesine yoğun bir esneme baskısı uygular. Cam seramikler bükülme direncine belli bir noktaya kadar dayanabilirler; uzun mesafelerde bu esneme malzemenin aniden kırılmasına yol açabilir.
Aynı şekilde geceleri çok şiddetli bir biçimde dişlerini sıkan veya gıcırdatan hastalarda, çene kasları normal çiğneme kuvvetinin çok ötesinde muazzam yükler üretir. Bu kuvvetler zamanla malzemenin yorulmasına neden olabilir. Diğer yandan geçmişte kanal tedavisi görmüş ve simsiyah olmuş dişlerin üzerine çok şeffaf bir kaplama yapılırsa, alttaki karanlık yansıma tamamen maskelenemez ve estetik bir sonuç elde edilemez.
Zirkonyum Mu Yoksa Emax Kaplama Mı Tercih Edilmelidir?
Günümüzde metal desteksiz kaplamalar dendiğinde en sık karşılaştırılan iki seçenek zirkonyum ve lityum disilikattır. Aslında bu iki malzeme birbirinin rakibi değil farklı sorunların tamamlayıcı çözümleridir. Her ikisi de doku dostudur ve estetik sonuçlar verir, ancak kimyasal karakterleri çok farklıdır.
Zirkonyum yapısal olarak son derece katı, sert ve bükülmez bir malzemedir. Adeta beyaz renkli bir çelik gibi davranır. Bu nedenle az önce bahsettiğimiz arka bölgedeki uzun eksikliklerde, büyük köprülerde veya diş sıkan hastalarda tartışmasız ilk tercihtir. Ancak zirkonyumun bu yüksek yoğunluğu, ışığı geçirme kapasitesini bir miktar sınırlar. Emax kadar canlı, şeffaf ve doğal bir ışık oyunu sunamaz.
Eğer konu ön dişlerse, estetik beklenti çok yüksekse, gülüş tasarımı yapılıyorsa ve dişler tek tek kaplanacaksa bu noktada cam seramiğin rakibi yoktur. Işık geçirgenliği, diş minesiyle olan benzerliği ve doğallığı ile zirkonyumu geride bırakır. Özetle; kuvvetin ve dayanıklılığın ön planda olduğu arka bölgelerde zirkonyum, ince estetiğin ve doğallığın arandığı ön bölgelerde ise lityum disilikat sistemleri hekimlerin birincil tercihidir.
Cam Seramik Kaplama İçin Dişler Nasıl Hazırlanır?
Modern diş hekimliğinin en temel felsefesi "minimal invaziv" yaklaşımdır. Yani hastanın kendi doğal ve sağlıklı dokusuna ne kadar az dokunursak, yapılan işlem o kadar başarılı ve uzun ömürlü olur. Cam seramik malzemelerin en büyük avantajı da hekime bu fırsatı sunmasıdır. Malzeme dişe kimyasal olarak inanılmaz bir güçle bağlandığı için, çok kalın kesitlere ihtiyaç duymaz.
Örneğin bir yaprak porselen (laminate veneer) uygulamasında dişin sadece ön yüzeyinden saç teli veya kontakt lens kalınlığında, ortalama 0.3 ile 0.5 milimetre arasında bir aşındırma yapmak yeterlidir. Bu sayede dişin en kıymetli dış zırhı olan "mine" tabakasının dışına çıkılmaz. Diş çepeçevre küçültülecek olsa bile alınan miktar 1 ile 1.5 milimetreyi geçmez. Hazırlık sırasında dikkat edilen en önemli kural, dişin köşelerinde hiçbir sivri veya keskin nokta bırakmamaktır. Her yer yumuşak hatlarla yuvarlatılır ki kaplama dişin üzerine oturduğunda içeriden bir stres birikimi yaratmasın.
Emax Kaplama Dişe Nasıl Tutunur Ve Düşme Riski Var Mıdır?
Geçmişte kaplamalar dişe geleneksel yapıştırıcılarla, daha çok mekanik bir sürtünmeyle tutturulurdu. Yapıştırıcı sadece diş ile kaplama arasındaki boşluğu dolduran bir harç görevi görürdü. Ancak yeni nesil cam seramiklerde süreç çok daha bilimsel ve hassastır. Kaplama dişe basitçe yapıştırılmaz, hücresel düzeyde diş ile "bütünleştirilir". Bu kimyasal kaynak işlemine adeziv simantasyon adı verilir.
İşlem sırasında önce kaplamanın iç yüzeyine özel bir asit sürülerek cam yapı mikro düzeyde pürüzlendirilir ve araya kimyasal bir köprü kuracak olan "silan" maddesi uygulanır. Aynı anda hastanın dişi de özel sıvılarla yıkanır ve yüzeydeki gözenekler açılır. Araya sürülen yüksek teknolojili reçine bazlı yapıştırıcı, mavi bir ışıkla dondurulduğunda kaplama ve diş kelimenin tam anlamıyla tek bir parça haline gelir. Bu bağ o kadar kuvvetlidir ki tedavi bittikten sonra kaplamanın bütün halinde dişten düşmesi veya çıkması pratik olarak imkansızdır. Çiğneme sırasında dişiniz ne kadar esniyorsa kaplamanız da o kadar esner, mükemmel bir uyum içinde çalışırlar.
Cam Seramik Kaplama Diş Etine Ve Ağız Sağlığına Zarar Verir Mi?
Bir kaplamanın güzelliği sadece kendi renginden veya formundan ibaret değildir; kaplamayı çerçeveleyen diş etinin sağlığı da en az kaplama kadar önemlidir. Kanayan, şişmiş veya morarmış bir diş eti, dünyanın en güzel kaplamasını bile kötü gösterir. Geleneksel metaller zamanla oksitlenerek diş etinde biyolojik tepkimelere yol açabilirdi.
Emax malzemesi ise %100 biyouyumludur. Yani insan vücudu bu malzemeyi yabancı bir madde olarak algılamaz. Bağışıklık sistemi kaplamaya karşı herhangi bir savunma veya alerjik reaksiyon geliştirmez. Tam tersine, bilimsel araştırmalar diş eti hücrelerinin bu seramik yüzeyini çok sevdiğini ve oraya sıkıca tutunarak doğal bir biyolojik mühür oluşturduğunu göstermektedir. Ayrıca kaplamanın yüzeyi özel fırınlarda camlandığı (cilalandığı) için son derece pürüzsüzdür. Bu pürüzsüz yüzeyde bakterilerin veya yemek artıklarının tutunup plak oluşturması, kendi dişlerinize kıyasla çok daha zordur. Bu da diş eti hastalıklarının ve uzun vadeli periodontal sorunların önüne geçer.
Emax Kaplama Ömrü Ne Kadardır?
Bir diş tedavisi yaptırırken haklı olarak bunun size ne kadar süre hizmet edeceğini bilmek istersiniz. Bilimsel makaleler ve on yılı aşan klinik takipler, cam seramik restorasyonların başarısının olağanüstü seviyelerde olduğunu kanıtlamaktadır.
Doğru kurallarla ve hassas bir işçilikle uygulanmış tekli kaplamaların veya yaprak porselenlerin ilk 5 yıl içindeki başarı oranı yüzde 99 seviyelerindedir. Bu oran 10 yıllık takiplerde dahi yüzde 95'lerin altına düşmemektedir. Nadiren karşılaşılan başarısızlıklar genellikle malzemenin kendisinden değil; arka bölgelerde yanlış planlanmış uzun köprülerden veya kontrol altına alınmamış gece diş sıkma alışkanlıklarından kaynaklanan kırılmalardır. Düzenli hekim kontrolünde olan bir hastada, bu kaplamalar rahatlıkla ömür boyu kullanılabilecek, son derece güvenilir uzun vadeli yatırımlardır.
Cam Seramik Kaplama Ömrünü Uzatmak İçin Neler Yapılmalıdır?
Kaplamalarınız takıldıktan sonra onlara kendi doğal dişleriniz gibi, hatta belki de onlardan biraz daha özenli bakmalısınız. Kaplamanın kendisi çürümez ancak kaplamanın altındaki kendi kökünüz ve çevreleyen diş eti dokunuz hala canlıdır. Ömrü maksimize etmek için alınması gereken önlemler aşağıdaki gibidir:
- Yumuşak kıllı diş fırçası
- Aşındırıcı partikül içermeyen macun
- Günlük diş ipi kullanımı
- Rutin diş hekimi kontrolü
- Koruyucu gece plağı
Kaplamaların yüzeyindeki o mükemmel cilayı bozmamak için mutlaka yumuşak veya orta yumuşaklıkta fırçalar tercih edilmelidir. Piyasada satılan, içinde beyazlatıcı sert mikro tanecikler barındıran diş macunları zamanla seramiğin yüzeyinde mikroskobik çizikler oluşturabilir, bu yüzden sade macunlar seçilmelidir. Fırçanın ulaşamadığı kaplama aralarına giren gıdaları temizlemek için diş ipi kullanımı zorunludur, aksi takdirde diş etinizde iltihap başlayabilir. Eğer hayatınızın stresli bir dönemindeyseniz veya geceleri diş sıkıyorsanız, hekiminizin yapacağı şeffaf bir gece plağı ile uyumak, kaplamalarınızı aşırı yükten koruyan mükemmel bir kalkan görevi görecektir.
Dijital Diş Hekimliğinde Emax Kaplama Süreci Nasıl İşler?
Geçmişte diş kesildikten sonra hastanın ağzına hamur benzeri ölçü maddeleri yerleştirilir, dakikalarca donması beklenirdi. Bu durum özellikle bulantı refleksi olan hastalar için oldukça zorlayıcı bir süreçti. Günümüzde ise bu işlemler dijitalleşerek büyük bir konfor kazanmıştır.
Diş hazırlığı tamamlandığında, özel yüksek çözünürlüklü kameralar (ağız içi tarayıcılar) ile saniyeler içinde dişlerinizin 3 boyutlu haritası bilgisayara aktarılır. Hekim, bu veriler üzerinde çalışarak yüz hatlarınıza, dudak payınıza ve gülüş hattınıza en uygun tasarımı bilgisayar ekranında milimetrik olarak şekillendirir. Bu aşamada "Mock-up" adı verilen bir deneme seansı yapılabilir. Yani dişlerinize henüz hiçbir kalıcı işlem yapılmadan, hazırlanan tasarımın geçici bir kopyası dişlerinizin üzerine uygulanır. Böylece tedavinin biteceği gün nasıl görüneceğinizi aynada deneyimleme şansınız olur. Tasarım onaylandıktan sonra veriler laboratuvardaki kazıma cihazlarına gönderilir ve özel cam seramik bloklardan dişleriniz kusursuz bir hassasiyetle üretilir.