İmplant Üstü Protez

Protetik Diş Tedavisi İmplant Üstü Protez

İmplant Üstü Protez

İmplant üstü protezler, eksik dişlerin yerine çene kemiğine cerrahi olarak yerleştirilen yapay titanyum köklerin üzerine sabitlenen, hem estetik hem de fonksiyonel açıdan doğal dişi en iyi taklit eden modern diş restorasyonlarıdır. Bu tedavi yöntemi, komşu dişlere müdahale edilmeden boşlukların kalıcı olarak doldurulmasını sağlayarak çiğneme gücünü ve konuşma netliğini hastaya geri verir. Geleneksel köprü veya damak protezlerine kıyasla çok daha stabil bir yapı sunan bu sistemler, ağız içindeki biyomekanik dengeyi yeniden kurarak çene kemiğinin korunmasına da destek olan ileri teknolojiyle harmanlanmış uzun ömürlü bir gülüş tasarımı çözümüdür.

İmplant Üstü Protez Çözümleri Doğal Dişlerimizden Hangi Yönlerden Farklılık Gösterir?

Dışarıdan aynaya baktığınızda çene kemiğinize yerleştirilen bir implant ile hemen yanındaki kendi doğal dişiniz arasında hiçbir fark göremezsiniz. Ancak kemiğin altında, yani işin temelinde çok büyük yapısal farklılıklar yatar. Kendi doğal dişlerimiz, çene kemiğine dümdüz, beton gibi yapışık bir şekilde durmazlar. Doğal dişin kökü ile kemik arasında, gözle görülmeyecek kadar ince ama bir o kadar da esnek liflerden oluşan mucizevi bir bağ dokusu bulunur. Bu incecik doku, arabanızdaki amortisörler gibi çalışır. Siz sert bir lokmayı ısırdığınızda dişiniz bu lifler sayesinde kemik içinde çok hafifçe esner, üzerine gelen o devasa basıncı emer ve beyninize ne kadar sert çiğnediğinizi saniyesinde iletir.

İmplantlar ise çok farklı bir doğaya sahiptir. Titanyumdan üretildikleri için vücut bu materyali çok sever ve çene kemiği implantın etrafını sıkıca sararak onunla tamamen bütünleşir. Arada hiçbir esnek bağ dokusu kalmaz.

Bu temel farklılığı yaratan ana unsurlar şunlardır:

  • Esneklik payı
  • Amortisör etkisi
  • Basınç hissi
  • Kemiğe tutunma şekli

Arada esneklik sağlayacak bir yastıkçık olmadığı için implantlar son derece sert ve hareketsizdir. Çiğneme sırasında oluşan tüm o güçlü kuvvetler, hiçbir şekilde yumuşatılmadan doğrudan çene kemiğine iletilir. Ayrıca o esnek bağ dokusu olmadığı için, sert bir şey çiğnerken kendi dişlerinizde hissettiğiniz o baskı hissini implantlarda aynı yoğunlukta hissedemezsiniz. Bu durum farkında olmadan implantların üzerine normalden çok daha fazla kuvvet uygulamanıza yol açabilir. İşte tam da bu yüzden implantın üzerine yapılacak olan porselen veya zirkonyum dişin tasarımı sıradan bir kaplama gibi yapılamaz. Çiğneme basıncını dengeleyecek ve implanta zarar vermeyecek çok özel tasarımlar yapılması zorunludur.

Sabit İmplant Üstü Protez Uygulamalarında Vidalı ve Yapıştırmalı Sistemler Neden Sürekli Karşılaştırılır?

Eğer eksik dişlerinizin yerine takıp çıkarılmayan, ağzınızda sabit duracak dişler planlanıyorsa, bu dişleri kemiğin içindeki implant köküne bağlamanın iki temel yolu vardır. Birinci yol geleneksel yapıştırma yöntemi, ikinci yol ise yüksek hassasiyet gerektiren vidalama yöntemidir.

Kullanılan başlıca bağlantı yöntemleri şunlardır:

  • Yapıştırmalı sistemler
  • Vidalı bağlantılar

Yapıştırmalı sistemler, yıllardır uygulanan klasik diş kesimi ve kaplaması mantığına çok benzer. İmplantın içine bir dayanak takılır ve laboratuvarda hazırlanan diş, özel medikal yapıştırıcılar sürülerek bu dayanağın üzerine oturtulur. En güzel yanı dişin üst kısmında hiçbir delik olmaması ve kusursuz bir pürüzsüzlük sunmasıdır. Ancak bu yöntemin çok sinsi bir tehlikesi vardır. Dişi yapıştırırken dışarı taşan yapıştırıcının fazlası, implant ile diş eti arasındaki o derin cebe kaçabilir. Eğer bu artıklar orada kalırsa, zamanla diş etinde şiddetli reaksiyonlara ve enfeksiyonlara yol açarak implantın etrafındaki kemiğin erimesine sebep olur.

Vidalı sistemler ise modern diş hekimliğinde artık bir altın standart olarak kabul edilmektedir. Bu sistemde hiçbir yapıştırıcı kullanılmaz. Hazırlanan diş, gözle zor seçilen ancak inanılmaz sağlam olan minik bir vidayla doğrudan implanta tutturulur. Dişin üst kısmında kalan vida deliği ise kendi diş renginizde estetik dolgularla kapatılır, böylece o delik tamamen görünmez hale gelir. Bu yöntemin en büyük mucizesi "geri alınabilir" olmasıdır. Yıllar sonra diş etlerinizi temizlemek, detaylı bir kontrol yapmak veya dişte ufak bir tamirat gerektiğinde, hekim o minik dolguyu kaldırıp vidayı gevşeterek dişi saniyeler içinde yerinden çıkarabilir. İşlem bitince de aynı kolaylıkla geri takar. Yapıştırıcı artığı gibi bir risk hiç olmadığı için diş eti sağlığı kusursuz bir şekilde korunur.

Tamamen Dişsiz Ağızlarda Hareketli İmplant Üstü Protez Kullanımı Hayat Kalitesini Nasıl Etkiler?

Ağzındaki bütün dişleri kaybetmiş ve çene kemiği ciddi anlamda erimiş kişiler için klasik takıp çıkarmalı damak protezlerini kullanmak çoğu zaman yorucu bir mücadeledir. Bu protezler sadece diş etinin şekline tutunarak durmaya çalıştığı için konuşurken aniden yerinden oynayabilir, gülerken düşebilir veya yemek yerken altına giren yiyecek artıkları nedeniyle damakta acı verici vuruklar oluşturabilir. Hareketli implant üstü protezler ise bu çileli durumu tamamen ortadan kaldıran harika bir buluştur.

Sıklıkla tercih edilen bağlantı mekanizmaları şunlardır:

  • Locator kilitleri
  • Topuz tutucular
  • Bar sistemleri
  • Mıknatıslı bağlantılar

Çene kemiğine yerleştirilen iki veya dört adet implantın üzerine özel kilit sistemleri takılır. Hastanın kullandığı protezin içine de bu kilitlerin tam karşılığı olan yuvalar yerleştirilir. Hasta protezini ağzına taktığında, bu iki parça adeta bir ceket çıtçıtı gibi birbirine kenetlenir ve "klik" sesini duyduğunuz an protez yerine kilitlenmiş olur. Artık o protezin ağızda kayması, düşmesi veya konuşurken oynaması imkansızdır.

Özellikle "locator" adı verilen sistemler, ağızda çok az yer kapladığı için protezin içinin daha ince ve zarif yapılmasına olanak tanır. Kilitlerin içindeki minik plastik tutucular farklı sertlik derecelerine sahiptir. Eğer hasta protezini takıp çıkarırken zorlanıyorsa yumuşak tutucular, daha sıkı durmasını istiyorsa sert tutucular kullanılır. Ayrıca yıllar içinde bu tutucular aşındığında, sadece birkaç dakika içinde yenileriyle değiştirilerek ilk günkü sıkılığına kavuşturulabilir. Daha karmaşık vakalarda ise implantlar birbirine titanyum bir bar ile bağlanarak protezin bu barın üzerine oturması sağlanır. Bu sistem, çiğneme basıncını kemiğe o kadar dengeli dağıtır ki hastalar yıllardır yiyemedikleri sert elmaları, kuruyemişleri bile güvenle ve keyifle çiğneyebilirler.

Estetik Bir İmplant Üstü Protez Tasarımında Zirkonyum Neden Geleneksel Malzemelerin Yerini Almaktadır?

İmplant kökü yerleştirildikten sonra üzerine yapılacak olan dişin hangi malzemeden üretileceği, sonucun ne kadar doğal görüneceğini belirleyen en kritik aşamadır. Geçmişte çok uzun yıllar boyunca diş hekimliğinde ağırlıklı olarak içi sağlam bir metalden dökülen, dışı ise diş renginde porselenle kaplanan malzemeler kullanılmıştır. Bu metal destekli porselenler gerçekten çok dayanıklıdır. Özellikle arka bölgelerdeki uzun diş boşluklarında çok iyi iş çıkarırlar. Ancak iş ön dişlere ve yüksek estetiğe geldiğinde metalin doğasından kaynaklanan bazı sorunlar başlar. Metal ışığı geçirmediği için bu dişler ne kadar güzel işlenirse işlensin, doğal dişin o canlı, şeffaf ve derinlikli görüntüsünü veremez. Daha da kötüsü, zamanla diş eti hafifçe çekildiğinde veya diş etinin ince olduğu bölgelerde, içerideki metalin o koyu rengi diş etinden gri ve morumsu bir gölge olarak dışarı yansır.

Günümüzde tercih edilen modern materyaller şunlardır:

  • Metal destekli porselen
  • Monolitik zirkonyum bloklar
  • Çok katmanlı zirkonyumlar
  • Tam seramik yapılar

Günümüz diş hekimliğinde estetiğin zirvesi zirkonyum ile sağlanmaktadır. Zirkonyum doğada bulunan, metal kadar sert ama rengi bembeyaz olan mucizevi bir maddedir. Hele ki "monolitik zirkonyum" uygulamalarında, diş içi metal, dışı porselen gibi iki ayrı katmandan değil tek ve bütün bir zirkonyum bloğundan kazınarak üretilir. Tek parça olduğu için porselenin kırılması, atması veya çatlaması gibi can sıkıcı sorunlar tamamen tarihe karışır.

Işık geçirgenliği çok yüksek olan yeni nesil çok katmanlı zirkonyumlar sayesinde, dişin kök kısmından uç kısmına doğru yavaş yavaş şeffaflaşan o eşsiz doğal görünüm kusursuzca taklit edilir. Ayrıca zirkonyum doku dostudur. Diş eti bu malzemeye bayılır ve ona sımsıkı sarılır. Üzerinde bakteri plağı tutunması metale göre çok daha zor olduğu için implantın etrafındaki diş eti yıllar boyu sağlıklı, pembe ve sıkı formunu korur.

Dijital Diş Hekimliği İmplant Üstü Protez Üretim Aşamalarındaki Zorlukları Nasıl Ortadan Kaldırır?

Ağızdan ölçü alınması, çoğu hasta için diş tedavisinin en zorlu ve sevimsiz aşamalarından biri olarak hafızalara kazınmıştır. Ağzın içine yerleştirilen o devasa metal kaşıklar, içine doldurulan hamur kıvamındaki, çoğu zaman mide bulandıran ölçü maddeleri ve o maddenin donması için ağız açık halde dakikalarca beklemek oldukça yorucudur. Ayrıca bu geleneksel yöntemde hamurun büzülmesi, tükürükten etkilenmesi veya laboratuvara giderken şekil değiştirmesi gibi küçük ama sonucu etkileyen hata payları her zaman vardır.

Dijital iş akışında kullanılan bileşenler şunlardır:

  • Ağız içi tarayıcı kameralar
  • Tarama postları
  • Tasarım yazılımları
  • Kazıma üniteleri

Bugün kliniklerde kullandığımız dijital ağız içi tarayıcılar sayesinde bu eski yöntemlere artık veda ediyoruz. İmplantların üzerine, kameranın onların yerini algılamasını sağlayan minik, şapka benzeri parçalar takılır. Hekim, kalem büyüklüğünde ve ucundan sürekli ışık saçan minik bir kamerayı ağzınızın içinde gezdirir. O kamera saniyeler içinde binlerce fotoğraf çekerek ağzınızın birebir, üç boyutlu ve renkli kopyasını anında bilgisayar ekranına aktarır. Ne bir hamur, ne bir bulantı hissi, ne de dakikalarca bekleme süresi vardır.

Bu teknoloji sadece hasta konforunu artırmakla kalmaz, aynı zamanda mükemmel bir hassasiyet sunar. Bilgisayara aktarılan ölçüde hiçbir küçülme veya genleşme olmaz. İmplantın açısı ve derinliği mikron seviyesinde hesaplanır. Tasarım uzmanları, bilgisayar ekranında yüzünüzün şekline, karşı dişlerle olan kapanışınıza en uygun olan dişi üç boyutlu olarak çizer. Çizim onaylandıktan sonra bu veriler gelişmiş robotik kazıma cihazlarına gönderilir ve seçilen pürüzsüz bir zirkonyum bloğundan sizin dişiniz milimetrik bir kusursuzlukla üretilir. Dijitalin getirdiği bu hata payı sıfır olan uyum sayesinde, hazırlanan diş implanta hiçbir gerilim yaratmadan tereyağından kıl çeker gibi oturur.

Yeni Bir İmplant Üstü Protez Takılmadan Önce Bekleme Süreleri Neye Göre Değişiklik Gösterir?

İmplant ameliyatı olan herkesin aklındaki ilk soru, yeni dişleriyle ne zaman yemek yiyebileceğidir. Çok eski yıllarda kural belliydi; implant çeneye takılır, üzeri diş etiyle tamamen kapatılır ve kemiğin bu titanyum vidayı sıkıca sarması için aylarca hiçbir şey yapılmadan beklenirdi. Ancak günümüzde hem implantların yüzey yapılarında kullanılan ileri teknolojiler hem de gelişen cerrahi yöntemler sayesinde bu bekleme süreleri vakadan vakaya büyük değişiklikler göstermektedir.

Süreç planlamasında kullanılan yükleme protokolleri şunlardır:

  • Anında yükleme
  • Erken yükleme
  • Geleneksel bekleme süreci

Kararı belirleyen en önemli etken, çene kemiğinizin kalitesi ve implantın o kemiğe yerleştirildiği an ne kadar sıkı tutunduğudur. Eğer çene kemiğiniz kalın ve yoğunsa, implant yerleştirildiği anda tıpkı sert bir meşe ağacına vidalanan bir çivi gibi sarsılmaz bir güçle tutunuyorsa, "anında yükleme" protokolü devreye girebilir. Bu mucizevi yaklaşımda implantın ameliyatı yapıldığı gün veya bir iki gün içinde, önceden dijital ortamda hazırlanmış geçici bir diş hemen o implantın üzerine takılır. Özellikle estetik açıdan en çok göze batan ön diş eksikliklerinde hastanın klinikten dişsiz ayrılmaması psikolojik olarak muazzam bir rahatlık sağlar. Ancak bu geçici dişin, iyileşme süreci tamamlanana kadar diğer dişlere sert bir şekilde çarpmaması ve çiğneme kuvvetinden olabildiğince uzak tutulması çok önemlidir.

Eğer implantasyon sırasında kemik kalitesi biraz daha zayıfsa veya hekim ilerleyen dönemde daha garanti bir sonuç almak istiyorsa, birkaç hafta ile iki ay arasında bir süre beklenerek erken yükleme yapılabilir. Fakat kemiğin çok ince olduğu, kemik tozu ekilerek yeni baştan bir hacim yaratılan çok zorlu cerrahilerde macera aramamak gerekir. Böyle bir durumda en güvenli yol olan geleneksel yaklaşım tercih edilir; alt çenede üç ay civarı, daha süngerimsi bir yapısı olan üst çenede ise dört ila altı ay arası sabırla beklenir. Unutmayın ki burada amaç süreci hızlandırmak değil size ömür boyu hizmet edecek o sarsılmaz temeli kurmaktır.

Uzun Ömürlü Bir İmplant Üstü Protez İçin Hangi Temizlik ve Bakım Araçları Kullanılmalıdır?

Halk arasında ne yazık ki çok yanlış bir inanış kulaktan kulağa yayılır: "Nasıl olsa implantlar çürümez, o zaman çok fırçalamama gerek yok." Evet, o titanyum vida veya üzerindeki zirkonyum diş şeker yediğiniz için çürümez. Ancak o vidayı ve dişi çenenizde tutan şey sizin kendi canlı diş etiniz ve kemiğinizdir. Aynı doğal dişlerinizde olduğu gibi, implantların da diş etiyle birleştiği o ince çizgide yiyecek artıkları ve bakteri plakları birikir.

Bakım için kullanılması gereken bazı araçlar şunlardır:

  • Ağız duşu
  • Arayüz fırçası
  • Özel diş ipi
  • Yumuşak uçlu fırça

Eğer bu plak tabakası her gün düzenli olarak uzaklaştırılmazsa, diş etiniz kızarır, şişer ve fırçalarken kanamaya başlar. Bu ilk uyarı işaretidir. Eğer bunu dikkate almazsanız, iltihap giderek daha derinlere, kemiğe doğru ilerler. Kemik erimeye başladığında implantın yüzeyi açığa çıkar ve en nihayetinde o sapasağlam implant sallanmaya başlayarak avucunuza düşebilir. İmplant çevresindeki diş etleri, doğal dişe göre hastalıklara karşı çok daha savunmasızdır.

Bu nedenle implantların bakımı çok ama çok özenli yapılmalıdır. Sadece klasik diş fırçalamak işin sadece yarısıdır. Fırçanın kıllarının asla giremediği diş aralarını temizlemek zorundasınız. Bunun için arayüz fırçaları veya implantların etrafından dolanabilen kalın, süngerimsi yapılı özel diş ipleri kullanmanız şarttır. Ayrıca ağız duşu adını verdiğimiz, dişlerin arasına tazyikli su sıkarak masaj yapan cihazlar, implant etrafındaki kalıntıları yıkamak için inanılmaz derecede etkilidir. Her şeyin ötesinde, hiçbir şikayetiniz olmasa bile her altı ayda bir mutlaka klinik kontrolünden geçmelisiniz. Diş hekiminiz, sizin göremediğiniz ve ulaşamadığınız noktalardaki mikroskobik taşları özel aletlerle temizleyerek, herhangi bir hastalık daha başlamadan o bölgeyi dezenfekte eder.

Çiğneme Kuvvetlerinin Yıkıcı Etkisi İmplant Üstü Protez Üzerinde Nasıl Dengelenir?

İmplant tedavilerinde en karmaşık ama hastanın hiç fark etmediği süreçlerden biri dişlerin birbiriyle kapanışının, yani "oklüzyon" dengesinin ayarlanmasıdır. Doğal dişlerimiz, aralarındaki esnek bağ dokusu sayesinde şiddetli bir çiğneme kuvvetine maruz kaldığında bunu yayarak yumuşatma yeteneğine sahiptir. Oysa implantların böyle bir lüksü yoktur; ne kadar yük gelirse tamamını dosdoğru kemiğe yansıtırlar.

Risk oluşturan durumlar şunlardır:

  • Diş sıkma
  • Uykuda gıcırdatma
  • Erken temas noktaları
  • Aşırı yüklenme

Eğer size takılan yeni implant dişiniz, karşı çenenizdeki dişe bir milimetrenin çok küçük bir kesri kadar bile yüksek kalıyor ve ilk o değiyorsa, zamanla o bölgede kemik erimesi başlar veya dişin üzerindeki porselen çatlayıp kırılabilir. Hekimler bu durumu engellemek için, dişlerinizi takarken araya çok ince mavi ve kırmızı karbon kağıtları koyarlar. Siz ağzınızı kapattığınızda, sağa sola kaydırdığınızda, hekim bu kağıtların dişte bıraktığı izlere bakarak dişi mikron düzeyinde aşındırır ve şekillendirir. Amaç şudur: Siz çenenizi yumuşakça kapattığınızda implantın üzerindeki diş diğerine değmemeli, ama sertçe sıktığınızda bütün dişlerle eşit bir şekilde temasa geçmelidir. Bu ince hesap, sistemi yıkıcı kuvvetlerden korur.

Özellikle geceleri uykusunda dişlerini sıkan veya gıcırdatan hastalar için çok daha dikkatli bir planlama yapılır. Uyku anında kaslarımız, uyanık halimizden defalarca daha güçlü bir basınç üretir. Bu korkunç basınç, hareket kabiliyeti olmayan implantlar için büyük bir tehlikedir. Bu tür hastalarda implantların çiğneyici yüzeyleri daha düz ve yan kuvvetlerden kaçacak şekilde tasarlanır. En önemlisi, tedavi bittiğinde hastaya geceleri takması için şeffaf, sert yapılı bir koruyucu plak verilir. Bu plak o devasa kuvvetleri emerek implantlarınızı ve kemiğinizi güvence altına alır.

Başarılı Bir İmplant Üstü Protez Tedavisinde Pembe Estetik Neden Büyük Bir Rol Oynar?

Güzel bir gülümseme sadece inci gibi bembeyaz dişlerden ibaret değildir. O beyaz dişlerin etrafını bir çerçeve gibi saran diş etinin rengi, kalınlığı, seviyesi ve dokusu, gülüşünüzün güzelliğini belirleyen çok güçlü bir unsurdur. Diş hekimliğinde buna "pembe estetik" adı verilir. İmplant üstü dişler yapılırken, sadece dişi doğru yere konumlandırmak yetmez; o dişin sanki bir implantın üzerinden değil de doğrudan kendi doğal diş etinizin içinden gerçek bir diş gibi doğal bir formla çıkıyormuş hissini vermesi gerekir.

Pembe estetiğin temel unsurları şunlardır:

  • Diş eti rengi
  • Diş eti seviyesi
  • Çıkış profili
  • Papil oluşumu

Özellikle ön bölgedeki kayıplarda estetik bir felaket yaşamamak için, implant ameliyatının başından itibaren bu pembe estetiğin korunması planlanır. Gerekirse o bölgeye damaktan alınan ufak diş eti yamaları eklenerek doku kalınlaştırılır. İmplant kemikle bütünleştikten sonra ise hemen kalıcı dişe geçilmez. Önce plastik benzeri özel malzemelerden geçici dişler üretilir. Hekim bu geçici dişin şeklini haftalar içinde milim milim değiştirerek, diş etine yön verir. Diş eti, bu geçici dişin şekline uyum sağlayarak etrafında kusursuz ve doğal bir yuva oluşturur. Hatta iki diş arasındaki o üçgen şeklindeki pembe kısımlar (papil) bu geçici dişlerle yeniden yaratılır. Diş etinin mimarisi tamamen oturduğunda, bu mükemmel şekil dijital tarayıcılarla kopyalanarak kalıcı zirkonyum dişe aktarılır.

WHATSAPP
Randevu Talebi