Zirkonyum Diş Kaplama
Zirkonyum diş kaplama; metal altyapı içermeyen, ışık geçirgenliği sayesinde doğal diş minesini birebir taklit eden ve vücut dokularıyla tam uyum sağlayan yüksek dayanımlı bir zirkonya seramiğidir. Geleneksel porselenlerden farklı olarak diş etinde morarma yapmayan bu restorasyon, hem estetik gülüş tasarımında hem de arka bölgedeki güçlü çiğneme baskılarını karşılamada kullanılan en güvenilir medikal çözümdür. Alerji riski taşımayan, pürüzsüz yüzeyiyle plak birikimini engelleyen ve korozyona uğramadığı için metalik tat bırakmayan bu sistem, uzun ömürlü ve sağlıklı diş restorasyonlarının günümüzdeki altın standardını oluşturur.
Zirkonyum Diş Kaplama Nedir ve Hangi Malzemeden Üretilir?
Zirkonyum kelimesi pek çok kişiye uzay sanayisini, havacılık endüstrisini veya yüksek teknolojili nükleer santralleri hatırlatabilir. Aslında bu algı son derece doğrudur. Periyodik tabloda yer alan bu son derece güçlü element, zorlu şartlar altındaki dayanıklılığının ispatlanmasının ardından tıp dünyasının dikkatini çekmiş ve nihayetinde diş tedavilerine kazandırılmıştır. Ancak ağzımızın içinde kullanılan malzeme saf ve ham bir metal değildir. Doğadaki formunun oksijenle birleştirilip çok yüksek derecelerde fırınlanmasıyla elde edilen, "zirkonyum dioksit" adını verdiğimiz çok özel ve gelişmiş bir seramik formudur.
Bu eşsiz malzemenin en büyüleyici yanlarından biri akıllı bir kristal yapıya sahip olmasıdır. Malzeme dışarıdan şiddetli bir baskı veya kuvvet gördüğünde, içindeki kristaller mikroskobik düzeyde hacim ve şekil değiştirerek o bölgeyi adeta kilitler. Yani malzemenin üzerinde gözle görülmeyen bir çatlak bile oluşmaya başlasa, sistem kendi kendini sıkıştırarak o çatlağın büyümesini ve malzemenin kırılmasını engeller. Bu akıllı özellik sayesinde, yıllarca en sert çiğneme basınçlarına maruz kalan arka azı dişlerinde bile büyük bir güvenle kullanılabilir. Çelik kadar sağlam ama incecik bir porselen kadar zarif bir yapıdan bahsediyoruz. Üstelik vücudun bağışıklık sistemiyle tamamen barışık olduğu için alerjik reaksiyonlara kesinlikle zemin hazırlamaz.
Temel malzeme özellikleri şunlardır:
- Sağlamlık
- Şeffaflık
- Biyouyumluluk
- Pürüzsüzlük
- Yalıtkanlık
Malzemenin yüzeyi o kadar pürüzsüz bir yapıdadır ki üzerine herhangi bir yiyecek artığının, çay lekesinin veya zararlı bakterinin tutunması neredeyse imkansızdır. Bu durum ağız hijyenini sağlamayı inanılmaz derecede kolaylaştırırken, malzemenin yıllar geçse bile ilk günkü parlaklığını korumasını sağlar. Doğal diş minemiz ışığı belli bir oranda geçirir; işte bu materyal de yüksek ışık geçirgenliği sayesinde ağızda mat, donuk veya cansız durmaz, tam tersine canlı bir dişin o eşsiz derinliğini yansıtır.
Neden Geleneksel Yöntemler Yerine Zirkonyum Diş Tercih Edilmelidir?
Geçmiş yıllarda kaplamalar yapılırken, üstteki ince porselenin kırılmasını engellemek amacıyla dişin altına mecburen gri renkli, kalın bir metal altyapı yerleştirilirdi. Bu metal destek, dişi sağlamlaştırırdı ancak estetik açıdan çok büyük ve can sıkıcı bir bedel ödetirdi. İçerideki o karanlık metal yapı dişin doğal ışık geçirgenliğini bir duvar gibi bloke ederdi. Dışarıdan gelen ışık dişe çarpar, metalden geri döner ve ortaya donuk, porselen bir banyo fayıansı gibi duran son derece yapay dişler çıkardı. Üstelik yıllar geçtikçe ve doğal yaşlanma süreciyle birlikte diş etlerinde ufak çekilmeler yaşandığında, o gri metalin sınırı diş etinde mor, lacivert veya siyah bir halka şeklinde kendini gösterirdi.
Zirkonyum diş kaplamalarda ise bu can sıkıcı durumların hiçbiri yaşanmaz. İçeride hiçbir şekilde gri, siyah veya mor bir metal katman bulunmaz. Altyapının kendisi de bembeyaz veya kişinin kendi diş renginde olduğu için, ışık tıpkı gerçek bir dişte olduğu gibi kaplamanın dış yüzeyinden girer, içinden geçer ve doğal bir şekilde yansır. Bu muazzam özellik sayesinde en parlak güneş ışığı altında, sahnede veya gece çekilen flaşlı bir fotoğrafta bile dişler asla yapay bir parlama yapmaz.
İşin estetik boyutu kadar insan sağlığını ilgilendiren boyutu da çok kritiktir. Geleneksel metal kaplamalar zamanla ağız içindeki tükürük, asidik yiyecekler ve enzimlerle sürekli etkileşime girerek korozyona, yani ufak çaplı oksitlenmelere uğrayabilir. Bu durum ağızda hoş olmayan, demir parası yalamış gibi bir metalik tat ve kronik bir koku yaratabilir. Bahsettiğimiz bu modern seramik malzeme ise tamamen inaktif ve kararlı bir maddedir. Paslanmaz, korozyona uğramaz ve ağız ortamındaki hiçbir kimyasalla reaksiyona girmez. Bu sebeple nefesinizi taze tutar, tat alma duyunuzu hiçbir şekilde baskılamaz veya değiştirmez.
Zirkonyum Diş Kaplama Hangi Durumlarda ve Kimlere Uygulanır?
Bu yenilikçi tedavi, hem estetik bir mucize arayışında olanlar hem de kaybolan çiğneme fonksiyonunu uzun yıllar boyunca geri kazanmak isteyenler için çok geniş bir yelpazede kullanılabilir. Sadece ayna karşısında güzel görünmek için değil aynı zamanda sağlıklı bir eklem ve kas sistemine sahip olmak için de bu güçlü kaplamalara sıkça başvurulur. Örneğin çocukluk veya ergenlik çağında kullanılan bazı ağır antibiyotiklere ya da içme sularındaki aşırı flora bağlı olarak dişlerin çok derin katmanlarında inatçı renklenmeler oluşabilir. Bu tür yapısal renklenmeler, piyasadaki en güçlü kimyasal beyazlatma ajanlarıyla seanslarca uğraşılsa bile geçmeyebilir. İşte bu hayal kırıklığı yaratan noktada alttaki o karanlık ve dalgalı rengi kusursuz bir şekilde maskelerken dışarıya bembeyaz, pürüzsüz ve doğal bir görünüm sunulması sağlanır.
Geçirilen kazalar veya travmalar sonucu dişlerinde büyük kırıklar olan çok büyük dolgulara rağmen sürekli aynı dişten sorun yaşayan, aralıklı diş dizilimine sahip olan kişiler için de mükemmel bir kurtarıcıdır. Ortodontik tel tedavisi görmek için aylarca beklemek istemeyen veya sosyal hayatı gereği tel takmayı reddeden yetişkin bireyler, dişlerinin formunu, boyutunu ve dizilimini bu sistemlerle kısa sürede ve kalıcı olarak düzelttirebilirler. İmplant üstü protezlerde de dokuyla olan o muazzam uyumu sayesinde, titanyum köklerin üzerine yerleştirilecek en sağlıklı üst yapı olarak öne çıkar.
Sık karşılaşılan uygulama alanları şunlardır:
- Renklenmeler
- Kırıklar
- Çapraşıklıklar
- Boşluklar
- Aşınmalar
- İmplantlar
Bu inanılmaz derecede geniş kullanım alanı, onu yirmili yaşlardan seksenli yaşlara kadar, birbirinden tamamen farklı beklentileri ve ağız problemleri olan tüm hastalar için ortak, güvenilir bir paydada buluşturmayı başarıyor.
Hangi Durumlarda Zirkonyum Diş Kaplama Yapılmasından Kaçınılmalıdır?
Her modern tıbbi tedavi çok başarılı sonuçlar verse de istisnasız herkes için uygun olmayabilir. İnsan vücudu durağan bir makine değil sürekli hücresel değişim halinde olan canlı bir organizmadır. Diş tedavileri planlanırken mutlaka bu biyolojik gerçeklikler ve hastanın kişisel alışkanlıkları masaya yatırılmalıdır. Özellikle çene kemiği gelişimini ve yüz büyümesini henüz tamamlamamış on sekiz yaş altındaki bireylerde geri dönüşü olmayan kalıcı kesimler ve kaplamalar yapmak kesinlikle doğru bir yaklaşım değildir. Genç hastalarda iskeletsel büyüme devam ettikçe, bugün diş etinin tam sınırına sıfır olarak yapılan mükemmel bir kaplamanın sınırları, birkaç yıl sonra diş etinden yukarıda veya aşağıda kalarak estetik facialara ve uyum sorunlarına yol açabilir. Gelişim çağındaki bireylerde tamamen koruyucu, geçici veya ortodontik çözümlere yönelmek biyolojik bir zorunluluktur.
Dikkate alınması gereken bir diğer hayati durum ise çok şiddetli diş sıkma, diş gıcırdatma, yani tıp dilindeki adıyla bruksizm problemidir. Eğer kişi geceleri uykusunun en derin evresinde veya gündüz farkında olmadan stres altındayken dişlerini çılgınca gıcırdatıyorsa, normal bir insanın yemek yerken üretebileceği çene kuvvetinin on katı kadar devasa bir yük dişlere biner. Bu tip kontrolsüz kuvvet uygulayan hastalara, estetiği artırmak için üstüne ekstra porselen fırınlanmış çok katmanlı kaplamalar yapıldığında, en üstteki o narin camımsı tabaka bu basınca dayanamayıp köşelerden ufalanabilir veya parça atabilir.
Risk teşkil eden bazı durumlar şunlardır:
- Büyüme
- Gıcırdatma
- Kısa diş
- Kötü hijyen
Eğer hastanın çok net bir diş gıcırdatma geçmişi varsa, tedavi planı buna göre değiştirilmeli, üstüne porselen yığılmayan yekpare bloklar üretilmeli ve mutlaka tedavi bittikten sonra geceleri takılmak üzere şeffaf koruyucu plaklar hazırlanmalıdır. Ayrıca dişin ağız içinde görünen boyunun çok ama çok kısa olduğu durumlarda kaplamanın dişe fiziksel olarak tutunması zorlaşacağından, önce küçük bir lazer işlemiyle diş eti seviyelendirmesi yapılıp diş boyu uzatılmalı, ardından kaplama aşamasına geçilmelidir.
Zirkonyum Diş Çeşitleri Nelerdir ve Farkları Nelerdir?
Toplumdaki genel kanının aksine, kliniklerde kullanılan bu malzeme fabrikadan çıkmış tek tip, standart bir kalıptan ibaret değildir. Malzeme biliminin son hızla gelişmesiyle birlikte malzemenin kendi içinde, içindeki minerallerin oranları değiştirilerek birbirinden tamamen farklı karakterlerde varyasyonları üretilmiştir. Tedavi sırasında hangi çeşidin kullanılacağına asla rastgele karar verilmez. Hastanın ağız kapanış şekli, çiğneme kuvvetlerinin şiddeti ve estetik beklentinin seviyesi bu seçimi doğrudan yönlendirir.
Temel blok çeşitleri şunlardır:
- Monolitik
- Multilayer
- Translüsent
Monolitik sistemler adından da anlaşılacağı gibi tek bir homojen bloktan makinede yontularak elde edilen yekpare taş gibi yapılardır. Üzerine estetik vermesi için ekstra hiçbir yumuşak porselen katman eklenmez. Bu üretim şekli sayesinde malzemenin kırılma, çatlama veya bükülme direnci hayal edilemeyecek kadar yüksektir. Kişi en sert yiyecekleri, örneğin kızarmış ekmekleri veya sert meyveleri bütün gücüyle çiğnerken bile bu malzeme zerre kadar esnemez. Bu devasa dayanıklılık nedeniyle genellikle ağzın en arkasında kalan, öğütme işini üstlenen bölgelerde ilk tercih olarak kullanılır. Modern makyaj ve fırınlama teknikleriyle eskisi gibi mat durmazlar, oldukça kabul edilebilir doğal bir görünüm elde edilir.
Multilayer, yani çok katmanlı bloklar ise adeta bir heykel tıraşın elinden çıkmış bir sanat eseri gibidir. Doğal dişlerimizin kök kısmına yakın yerleri her zaman daha yoğun, daha sarımtırak ve mattır; kesici uç kısımları ise cama yakın bir şeffaflıkta ve inceciktir. İşte multilayer bloklar, fabrikada üretilirken tam da bu renk ve ışık geçişini barındıracak şekilde iç içe geçmiş katmanlar halinde basılır. Malzeme kazındığında, içinden o muhteşem doğal renk geçişi kendiliğinden çıkar. Bu sayede gülüş tasarımının kalbi olan ön grup dişlerde inanılmaz derecede doğal, taklit edilmesi zor sonuçlar verir. Translüsent olan yepyeni formlar ise, içerisindeki yitriyum maddesi artırılarak şeffaflığı cam seviyesine çekilmiş en son teknoloji ürünlerdir. Hem ışığı tam geçirsin hem de kırılmasın istenen kritik bölgelerde mucizeler yaratırlar.
Zirkonyum Diş Yapım Aşamaları ve Tedavi Süreci Nasıl İlerler?
Bu kalıcı ve estetik sürece adım atmaya karar verdiğiniz ilk andan itibaren, sizi son derece titiz, hesaplanmış ve aşamalı bir yolculuk bekler. Her şey aceleye getirilmeden, adım adım inşa edilir. Koltuğa oturduğunuz ilk gün yapılan şey hemen dişlerinizi kesmek değildir. İlk adım her zaman çok boyutlu bir analizdir. Yüzünüzün geometrisi, göz bebeklerinizin hizası, ten renginizin tonu, konuşurken dudaklarınızın aldığı şekil ve alt-üst çene ilişkileriniz kapsamlı bir şekilde incelenir, fotoğraflanır ve kayıt altına alınır.
Tedavi sürecinin temel adımları şunlardır:
- Analiz
- Şekillendirme
- Ölçümleme
- Prova
- Yapıştırma
Analiz bittikten sonra uygulamanın yapılacağı seansa geçilir. Üretilecek kaplamaların doğal dişlerinizin formunu bozmadan, taşırmadan ve kabalık yaratmadan yerleşebilmesi için, dişlerin etrafından çok ince bir yüzeyin aşındırılması gerekir. Bu aşındırma, eski karanlık dönemlerdeki gibi dişin yarısını yok eden radikal bir işlem değildir; sadece malzemenin dişi sarıp kucaklayacağı kadar, genellikle her yönden sadece 1 ile 1.5 milimetre arasında mikroskobik bir traşlamadır. İşlemin en hayati kısmı ise diş eti seviyesindeki işçiliktir. Dişin diş etiyle birleştiği o incecik çizgiye, yuvarlatılmış ve kusursuz bir basamak veya raf şekli verilir. Bu basamak, daha sonra gelecek olan kaplamanın diş etine bir milimetre bile batmasını engeller, diş etini tahriş etmez ve en önemlisi dışarıdan gelecek bakterilerin araya sızması için hiçbir boşluk bırakmaz.
Dişlerin şekillendirilmesi bittikten sonra ağzınızın durumu dijital veya özel silikonlarla ölçülerek laboratuvar sürecine aktarılır. Elbette bu bekleme süresinde hassasiyet yaşamamanız, soğuk su içerken sızlama hissetmemeniz ve işinize, sosyal hayatınıza eksik dişlerle devam etmemeniz için aynı seans hemen geçici plastik dişleriniz üretilerek takılır. Asla klinikten dişsiz ayrılmazsınız. Birkaç gün süren tasarım sürecinin ardından prova seansları başlar. Hazırlanan dişlerin ağzınızdaki duruşu, alt ve üst çenenin birbiriyle teması, konuşurken harfleri nasıl çıkardığınız ve en önemlisi sizin aynadaki görüntüyü beğenip beğenmediğiniz milim milim kontrol edilir. Herkes çıkan sonuçtan yüzde yüz emin ve mutluysa, final seansına geçilir. Kaplamalar sıradan bir uhu gibi değil zirkonyumu ve dişi hücresel düzeyde birbirine kilitleyen son derece kompleks kimyasal yapıştırıcı ajanlar kullanılarak ömürlük olarak sabitlenir.
Dijital Diş Hekimliği Zirkonyum Diş Üretimini Nasıl Etkiler?
Son on yılda medikal dünyada yaşanan en büyük ve sarsıcı devrim, dijital teknolojilerin ve üç boyutlu bilgisayar sistemlerinin doğrudan kliniklerin içine girmesidir. Artık hastaların midesini bulandıran, ağzı tamamen dolduran ve nefes almayı zorlaştıran o boğaz kaçan macunsu ölçü maddeleri yerini tamamen ışık teknolojisine bırakmıştır.
Sistemin sunduğu yenilikler şunlardır:
- Tarama
- Modelleme
- Kazıma
- Sinterleme
Kalın bir kalem ebadında olan yüksek çözünürlüklü ağız içi kameralar, dişlerinizin üzerinde gezdirilirken saniyede binlerce fotoğraf çeker. Bu cihazlar dişlerinizin, diş etlerinizin ve yanaklarınızın mikron seviyesindeki hassas üç boyutlu topografik haritasını eşzamanlı olarak karşıdaki bilgisayar ekranına aktarır. Elde edilen bu muazzam dijital model üzerinde hekim, yaptığı preparasyonu yüzlerce kat büyüterek inceler. Herhangi bir noktada düzeltilmesi gereken mikroskobik bir açı varsa bunu anında fark edip aynı saniye içinde dişi düzelterek taramayı günceller. Bu teknoloji, hastaya koltukta inanılmaz bir rahatlık sağlarken, insan gözünün göremeyeceği hataları sıfıra indirger.
Taranan model bilgisayar ortamında akıllı yazılımlar tarafından işlenir. Altın oran kurallarına, çene hareketlerinin simülasyonuna göre yeni dişler sanal ortamda tasarlanır. Tasarım bittikten sonra komut, yan odadaki robotik kazıyıcı makinelere gönderilir. Makinenin içine yerleştirilen tebeşir kıvamındaki ham malzeme blokları, su soğutması altında elmas frezlerle santim santim kazınarak dişe dönüştürülür. Kazınan bu zayıf materyal daha sonra özel seramik fırınlarında, 1500 dereceleri bulan korkunç bir sıcaklıkta saatlerce pişirilir. Bu pişme sırasında malzeme kristalize olur, sertleşir, hacimce küçülerek tasarlanan o kusursuz formuna kavuşur. Yazılımlar malzemenin fırında ne kadar büzüleceğini bile baştan hesapladığı için, bitmiş kaplamayı dişinize taktığınızda bir yapbozun en son parçası gibi hiçbir boşluk bırakmadan "klik" sesiyle yerine oturur.
Zirkonyum Diş Kaplama Sonrası Diş Eti Uyumu Nasıldır?
Yeni kaplama yaptıracak hastaların zihnini kurcalayan en büyük korkulardan biri, tedaviden aylar veya yıllar sonra diş etlerinde meydana gelebilecek sürekli bir şişlik, fırçalarken bitmek bilmeyen kanamalar veya ağızda oluşacak kötü kokulardır. Açık konuşmak gerekirse, eski tip metal altyapılı dişlerde bu korkular son derece haklıydı ve çok sık karşılaşılan klinik gerçeklerdi. İçerideki metalin asitlerle oksitlenmesi, o kaplamaların kenarlarının hiçbir zaman dişe tam sıfırlanamaması diş etlerini sürekli olarak irite eder, kronik bir savunma mekanizmasını tetiklerdi.
Oysa anlattığımız bu akıllı seramik materyal, insan dokusuyla kusursuz bir biyolojik barış içindedir. Bağışıklık sisteminiz ve diş eti hücreleriniz, bu pürüzsüz yüzeyi vücuda giren yabancı bir saldırgan madde olarak algılamaz. Yüzeyi cam tabakası kadar cilalı ve pürüzsüz olduğu için, tükürük içindeki plakların, kahve atıklarının veya taş oluşturan bakterilerin bu yüzeye tutunup yuva yapması fiziksel olarak çok zordur. Sınırları doğru ayarlanmış ve basamağı net bir şekilde hazırlanmış bir dişe oturan bu kaplama, diş eti tarafından adeta sevgiyle kucaklanır.
Sağlıklı diş etinin göstergeleri şunlardır:
- Solukluk
- Pütürlülük
- Sıkılık
- Kanamasızlık
Kaplamalarınızın etrafındaki doku, tıpkı gençliğinizdeki kendi doğal dişlerinizin etrafındaki gibi uçuk ve soluk pembe renkte olur. Portakal kabuğuna benzeyen sağlıklı o hafif pütürlü yapısını geri kazanır, dişe sıkıca yapışır ve diş fırçasını bastırarak fırçaladığınızda dahi kanama veya sızlama yapmaz. Diş eti sınırındaki o korkunç morarma çizgileri kesinlikle ama kesinlikle görülmez. Malzemenin yalıtım kabiliyeti o kadar yüksektir ki kavurucu yaz sıcağında buz gibi bir limonata içtiğinizde veya kışın kaynar bir çay yudumladığınızda, o ani termal şoku altındaki canlı dişin sinirlerine iletmez. Böylece sızlama problemi ortadan kalkar.
Zirkonyum Diş Kaplamanın Ömrünü Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Tedavi planlaması yaparken "Peki ben bu dişleri ağzımda ne kadar süre sorunsuz kullanabileceğim?" sorusu doğal olarak en çok gündeme gelen konulardan biridir. Sadece malzemenin kendi fiziksel yapısını laboratuvar masasına koyup incelerseniz, bu materyal neredeyse ölümsüzdür. Ağız içindeki hiçbir asit onu eritemez, bakteriler onu çürütemez, zaman onu paslandıramaz. Ancak bu muazzam malzemenin uzun ömürlü olması, ağzınızda sonsuza kadar kalacağının kesin bir garantisi değildir. Çünkü o kaplama, etten kemikten oluşan canlı bir dokunun, yani sizin kendi biyolojik dişinizin ve diş etinizin üzerine yapıştırılmıştır.
Kaplamanın ağızda kalış süresini belirleyen asıl şey, büyük ölçüde o temelin, altındaki o canlı dişin ve onu saran kemiğin sağlığına bağlıdır. Temel çürürse veya çevresindeki toprak kayarsa (diş eti çekilmesi), üstteki binanın ne kadar sağlam betonla yapıldığının hiçbir önemi kalmaz.
Ömrü kısaltan olumsuzluklar şunlardır:
- Plaklar
- Tartarlar
- Çekilmeler
- Travmalar
Eğer günlük rutin hijyeninize gereken hassasiyeti gösterir, sadece fırçayla yetinmeyip arayüzleri de temizlerseniz, bu kaplamalar size yirmi yıl, belki de çok daha uzun yıllar boyunca ilk günkü görkemiyle hizmet etmeye devam edebilir. Ancak televizyon karşısında dalıp fındık veya ceviz kabuğunu bu dişlerle kırmaya çalışmak, şişe kapaklarını ağızla açmak gibi inanılmaz derecede riskli hareketler veya şiddetli stres kaynaklı diş gıcırdatma alışkanlığına rağmen doktorun verdiği koruyucu gece plağını çekmecede unutup kullanmamak, bu harika kaplamaların fiziksel bütünlüğüne büyük zararlar verebilir. Özetle kaplamaların ömrünü maksimize eden şey, kişinin kendi ağzına gösterdiği özen ve sevginin ta kendisidir.
Zirkonyum Diş Bakımı Nasıl Yapılmalı ve Neler Tüketilmelidir?
Zorlu süreci atlatıp o bembeyaz, yeni dişlerinize kavuştuktan sonra eve döndüğünüzde, onların günlük bakım ritüeli aslında kendi doğal dişlerinizden çok da farklı veya zahmetli değildir. Bu kaplamaları korumak için eczanelerde satılan çok pahalı kimyasal solüsyonlara, özel ithal macunlara veya garip cihazlara kesinlikle ihtiyacınız yoktur. İşin tek ve en büyük sırrı, temizliği mekanik olarak yani fırçanın kıllarıyla ve diş ipinin sürtünmesiyle düzenli bir disiplin içinde yapmaktır.
Kaplamanın alt kenarı ile diş etinizin birleştiği o milimetrik sınır, çürük yapan bakterilerin kamp kurmayı en çok sevdiği bölgedir. Bu yüzden diş etinize hafifçe masaj yapacak şekilde fırçanın kıllarını o birleşim yerine oturtup yukarıdan aşağıya doğru süpürerek fırçalamak büyük önem taşır. Sadece fırçalamak ne yazık ki yetmez; iki kaplamanın birbirine yaslandığı yan yüzeylere hiçbir fırça kılı giremez. O karanlık bölgelere her akşam mutlaka diş ipi veya uygun kalınlıkta bir arayüz fırçası ile müdahale edilmelidir.
Beslenme kısıtlamaları konusunda durum şöyledir:
- Kuruyemişler
- Çekirdekler
- Kemikler
- Kapaklar
Yeni dişleriniz size devasa bir beslenme yasakları listesi sunmaz. Ancak genel geçer mantık kuralları geçerlidir. Özellikle ön grup dişlerle çok sert bir yeşil elmayı koparmaya çalışmak veya kabuklu yiyecekleri ön dişlerdeki kaplamaların ucuyla çitlemek her zaman tehlikelidir. Bunun yerine sert meyveleri bıçakla dilimleyip çiğneme işini çok daha dayanıklı olan arka azı dişlerine bırakmak, en güvenli yoldur. Aşırı derecede yapışkan formda olan sakızlar veya sert karameller, çok çok düşük bir ihtimal de olsa uzun vadede içerdeki yapıştırıcının mikroskobik yorulmasına sebep olabilir. Ama genel hatlarıyla tabağınızdaki sulu yemekleri, ızgara etleri veya salataları tüketirken, eski çürük veya sallanan dişlerinizle yaşadığınız o güvensizlik hissini unutur, konforlu çiğnemenin tadını sonuna kadar çıkarırsınız.
Zirkonyum Diş Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar Nelerdir?
Toplum içinde, kulaktan kulağa yayılan ve bilimsel hiçbir temeli olmayan pek çok asılsız bilgi, insanların diş hekimi koltuğuna oturmasını geciktirmekte ve gereksiz bir korku yaşamalarına sebep olmaktadır. Bu şehir efsanelerinin başında, yapılan bu kaplamaların altındaki doğal dişi zamanla çürüttüğü efsanesi gelir. Oysa cansız bir seramik parçasının canlı bir dişi çürütme yeteneği yoktur. Dişin çürümesine sebep olan şey malzemenin kendisi değil kaplamanın kenarında biriken ve hasta tarafından yeterince temizlenmeyen yiyecek artıklarının oluşturduğu asit tabakasıdır. Çok iyi teknolojiyle ölçüsü alınmış ve dişe sızdırmaz bir şekilde kaynaklanmış bir kaplama, altındaki dokuyu dış dünyadaki asitlerden ve bakterilerden mükemmel bir zırh gibi korur.
Bir diğer yaygın yanlış inanç ise bu malzemenin ağızda çok ağır bir his yaratacağı korkusudur. Haklı olarak elementin saf hali insanlara sanayi tipi ağır bir metali çağrıştırsa da laboratuvarda işlenip fırınlandıktan sonra tamamen hafif, seramik bir yapıya bürünür. Ağırlığı kişinin kendi diş minesine oldukça yakındır ve hasta en geç birkaç gün içinde ağzında böyle bir malzemenin var olduğunu unutur, kendi doğal dişiymiş gibi hissetmeye başlar.
Asılsız efsaneler şunlardır:
- Çürütür
- Ağırdır
- Düşer
- Kötü kokar
Kaplamaların sakız çiğnerken veya konuşurken bir anda düşeceği korkusu da eski zamanlarda kullanılan zayıf simanların hafızalarda bıraktığı bir travmadan ibarettir. Modern diş hekimliğinde kullandığımız yeni nesil rezin bazlı kimyasal yapıştırıcılar, kaplamanın molekülleri ile dişin moleküllerini birbirine adeta kenetler. Çok sert bir darbe alınmadığı sürece bu bağlantının kendiliğinden kopması ve dişin bütün halde düşmesi teknik olarak neredeyse imkansızdır. Koku konusu ise zaten malzemenin paslanmaz doğası sayesinde tamamen çözülmüş bir konudur.
Yeni Bir Zirkonyum Diş Gülüşünün Psikolojik Etkileri Nelerdir?
Ağız sağlığına kavuşmanın yalnızca mekanik olarak yemek yiyebilmek veya fiziksel bir ağrıdan kurtulmak gibi dar bir boyutu yoktur; konunun devasa ve çok güçlü bir psikolojik tarafı bulunur. Dişlerinde çocukluktan kalma siyahlıklar, ergenlikte yaşanmış kazalara bağlı kırıklar veya aşırı çarpıklıklar olan insanlar, yıllar boyunca çevrelerine gülümsemekten bilinçaltı bir refleksle kaçınırlar. Fotoğraf çekilirken sürekli dudaklarını birleştirir, kalabalık bir ortamda içten bir kahkaha atacakları zaman anında elleriyle ağızlarını kapatma ihtiyacı hissederler. Bu yıllarca süren baskılama durumu zamanla kişinin özgüvenini derinden sarsar ve hem iş hayatında hem de özel ilişkilerinde kendini sürekli geri plana atmasına neden olur.
Özenle tasarlanmış, yüzün hatlarına uygun, aydınlık ve tertemiz yeni bir gülüş, kişinin sırtında yıllardır taşıdığı o görünmez psikolojik yükü bir günde silip atar. Doğal, ışıl ışıl parlayan ve kişinin karakteriyle bütünleşen o estetik görüntü, yüzdeki karanlık ifadeyi tamamen dağıtır.
Sağlanan psikolojik kazanımlar şunlardır:
- Özgüven
- Mutluluk
- Rahatlık
- Pozitiflik
- Etkileşim
Aynanın karşısına geçip kendine bakıldığında hissedilen o tatmin ve iyi olma hali, kişinin duruşunu, yürüyüşünü ve konuşma tarzını bile anında olumlu yönde değiştirir. Hiçbir çekince duymadan, eliyle ağzını örtme telaşına kapılmadan rahatça gülebilmek, yeni insanlarla tanışırken kelimeleri saklamadan konuşabilmek paha biçilemez bir özgürlüktür. Uygulanan bu güvenilir seramik materyal, sadece bozulan sert dokuları onaran bir araç değil aynı zamanda insanın yaşama olan bağını ve kendini ifade etme özgürlüğünü baştan inşa eden çok değerli bir anahtardır.