Sinüs Lifting
Sinüs lifting, üst çene arka bölgedeki diş eksikliklerinde implant tedavisine engel olan kemik yetersizliğini ortadan kaldırmak amacıyla uygulanan bir hacim artırma prosedürüdür. Bu yöntemle, anatomik olarak aşağı sarkan sinüs tabanı cerrahi müdahaleyle orijinal seviyesine yükseltilir ve implantın sıkıca tutunabileceği dikey kemik mesafesi yeniden oluşturulur. Schneiderian membranı olarak bilinen sinüs zarının altına yerleştirilen kemik greftleri sayesinde, zamanla eriyen çene kemiği fonksiyonel bir implant yerleşimi için ideal yoğunluğa ve yüksekliğe kavuşur. Kısacası bu işlem anatomik kısıtları ortadan kaldırarak kalıcı bir gülüşün biyomekanik altyapısını hazırlar.
Diş Kaybı Sonrasında Neden Sinüs Lifting İşlemine İhtiyaç Duyarız?
Üst çenemizin arka kısmında eksilen dişlerin yerini doldurmak istediğimizde karşılaştığımız en büyük fiziksel engel, kemik yetersizliğidir. Bir evi inşa etmek için nasıl ki derin ve sağlam bir temele ihtiyaç varsa, titanyumdan üretilen diş implantlarının da uzun yıllar boyunca sağlıklı bir şekilde görev yapabilmesi için etrafını sıkıca saracak belirli bir kalınlıkta ve yükseklikte çene kemiğine ihtiyacı vardır.
Dişler çekildikten sonra yıllar geçerse, ya da o bölgede şiddetli bir diş eti hastalığı yaşanmışsa, çene kemiği adeta kağıt gibi incelebilir. Bazen kemik yüksekliği bir veya iki milimetreye kadar düşebilir. Oysa standart bir implantın güvenle yerleşebilmesi için çok daha fazla dikey mesafeye ihtiyaç duyarız. Eğer mevcut ince kemiğe zorla bir implant yerleştirilmeye çalışılırsa, implant doğrudan sinüs boşluğunun içine düşer ve hiçbir tutunculuğu olmaz. Bu durum hem implantın kaybına hem de ciddi enfeksiyonlara yol açar. Sinüs lifting, yani sinüs tabanının yukarı doğru kaldırılması işlemi, bu anatomik engeli ortadan kaldırmak için tasarlanmıştır. Bu işlem sayesinde, aşağı doğru inmiş olan sinüs boşluğunun tabanı güvenli bir şekilde orijinal yerine doğru itilir ve arada oluşan yeni boşluk, kemik dokusuna dönüşecek özel materyallerle doldurulur. Böylece aylar sonra, implantın tıpkı doğal bir diş kökü gibi sımsıkı tutunabileceği yepyeni ve güçlü bir çene kemiği elde edilmiş olur.
Üst Çene Anatomisi ve Sinüs Lifting Arasındaki İlişki Nedir?
Bu tedavinin mantığını kavrayabilmek için, üst çenemizin ve yüzümüzün içindeki o gizli odacıkları biraz daha yakından tanımak gerekir. Yüz kemiklerimizin içinde, aldığımız havayı ısıtan, nemlendiren ve sesimizin tınısını ayarlayan hava boşlukları vardır. Bunların en büyüğü olan maksiller sinüsler, yanaklarımızın hemen arkasında sağda ve solda konumlanmıştır.
Sağlıklı bir insanda, özellikle üst çenedeki azı dişlerinin kökleri bu hava boşluğunun tabanına çok yakındır. Hatta bazen o kadar yakındır ki dişin kökleri sinüs tabanında küçük tepecikler oluşturur. Sinüsün içi, solunum yollarımızı döşeyen zarlara benzeyen, üzeri tüycüklerle kaplı incecik bir örtüyle kaplıdır. Schneiderian membranı adı verilen bu zar, bir yumurta zarından bile daha incedir. Çoğu insanda kalınlığı bir milimetreyi bile bulmaz.
Diş hekimliğinde sinüs lifting işlemi yapılırken hedeflenen bölge bu zardır. Amaç bu incecik zarı kemik tabanından sıyırarak yukarı doğru bir çadır gibi kaldırmaktır. Zar çok hassas olduğu için bu işlem son derece nazik, sabırlı ve milimetrik hareketlerle gerçekleştirilir. Zar başarıyla yukarı kaldırıldığında, altındaki eski kemik tabanı ile havada duran zar arasında bir boşluk yaratılmış olur. İşte bu yeni yaratılan güvenli bölge, vücudun yeni kemik üreteceği kuluçka merkezidir.
Sinüs Lifting Tedavisi Öncesinde Hangi Görüntüleme Yöntemleri Kullanılır?
Geçmiş yıllarda, çene kemiğindeki sorunları tespit etmek için sadece iki boyutlu standart panoramik röntgenler kullanılırdı. Ancak bu tür kompleks bir bölgede, iki boyutlu görüntüler çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Çünkü iki boyutlu filmler, kemiğin kalınlığını, sinüsün içindeki üç boyutlu kavisleri veya o bölgeden geçen damarların tam yerini gösteremez.
Günümüz modern tıbbında, sinüs lifting kararı verilmeden önce üç boyutlu teknoloji devreye girer. Diş hekimliğine özel olarak geliştirilmiş Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (CBCT) cihazları sayesinde, tüm çene bölgesi milimetrik dilimler halinde incelenebilir. Hasta açısından bu çekim işlemi, normal bir röntgen çektirmekten farksızdır ve sadece birkaç saniye sürer. Ancak hekime sunduğu veriler hayati önem taşır.
Tomografi görüntüleri üzerinde sinüs içindeki kemik perdeleri (septalar) net bir şekilde görülür. Bazen sinüs boşluğu dümdüz bir oda gibi değildir, içinde odayı ikiye bölen kemik duvarlar bulunabilir. Eğer tomografi çekilmeden doğrudan işleme başlanırsa, bu gizli duvarlar zarın yırtılmasına neden olabilir. Ayrıca yanak kemiğinin içinden geçen ve operasyon sırasında kanamaya yol açabilecek önemli damarların çapı ve konumu da yine bu üç boyutlu taramalarla tespit edilir. Kısacası başarılı ve güvenli bir sinüs lifting operasyonunun en büyük sırrı, işlemden önce bilgisayar ekranında operasyonun tüm adımlarının sanal olarak planlanmış olmasıdır.
Açık (Lateral) Sinüs Lifting Tekniği Nasıl Uygulanır?
Kemik erimesinin çok fazla olduğu, yani geride kalan kemik miktarının oldukça yetersiz olduğu durumlarda başvurulan en yaygın yöntem açık tekniktir. Açık kelimesi hastaları bazen endişelendirse de aslında bu durum sadece hekimin çalışma alanının daha geniş olması anlamına gelir ve tamamen lokal anestezi altında, hasta hiçbir ağrı hissetmeden gerçekleştirilir.
İşlem diş etinin küçük bir bölgeden nazikçe aralanmasıyla başlar. Ardından, yanağa bakan çene kemiği üzerinde küçük, genellikle oval şeklinde bir pencere açılır. Bu pencereyi açmak için günümüzde çoğu zaman dönen matkaplar yerine, sadece kemik dokusunu kesen ancak yumuşak dokulara (zara ve damarlara) zarar vermeyen ses dalgalarıyla çalışan piezoelektrik cihazlar kullanılır. Bu teknoloji sayesinde zarın delinme riski minimuma indirilir.
Pencere açıldıktan sonra hekim, özel olarak tasarlanmış pürüzsüz uçlu aletlerle o ince sinüs zarını kemikten ayırmaya başlar. Zar yukarı doğru, nefes aldıkça hareket eden bir kubbe gibi yükseltilir. Zarı güvenle yukarı taşıdıktan sonra, açılan odaya kemik tozu karışımı doldurulur. En son aşamada, açılan kemik penceresinin üzeri vücutta eriyebilen koruyucu bir bant (membran) ile örtülür ve diş eti tekrar eski yerine dikilir. Bu işlemde kemik çok yetersiz olduğu için implantlar genellikle o gün yerleştirilmez. Yerleştirilen tozların sertleşip hastanın kendi kemiğine dönüşmesi için birkaç ay beklenmesi gerekir.
Kapalı (Krestal) Sinüs Lifting Tekniği Hangi Durumlarda Tercih Edilir?
Her hastanın anatomik yapısı ve kemik erime miktarı aynı değildir. Eğer hastanın çene kemiği tamamen erimemişse, sadece birkaç milimetrelik bir yükseltmeye ihtiyaç duyuluyorsa kapalı teknik adı verilen çok daha minimal bir yöntem tercih edilebilir.
Kapalı teknikte, yanak tarafından büyük bir pencere açmaya gerek kalmaz. Bunun yerine, zaten implantın yerleştirileceği o küçük yuva üzerinden ilerlenir. İmplant için hazırlanan yuvadan yukarı doğru, kemiğin tabanına özel el aletleriyle çok hafif vurularak ulaşılan bölge, bir asansör gibi yukarı doğru itilir. Kemik tabanı yukarı kalkarken, ona yapışık olan sinüs zarı da zarar görmeden yukarı taşınır.
Bu tekniğin en güzel yanı çoğu zaman sinüs lifting işlemi ile implant yerleştirme işleminin aynı seansta yapılabilmesidir. Hekim o küçük delikten kemik tozunu yukarı doğru iter, zarın altını doldurur ve hemen arkasından implantı aynı yuvaya vidalayarak işlemi bitirir. Çok daha az cerrahi müdahale gerektirdiği için operasyon sonrasında oluşabilecek şişlik veya hafif sızıntılar, açık tekniğe oranla yok denecek kadar azdır. Ancak kapalı teknik hekimin içeriyi doğrudan gözüyle göremediği bir yöntemdir, bu yüzden çok ciddi bir el hassasiyeti ve tecrübe gerektirir.
Sinüs Lifting İşleminde Hangi Kemik Tozları (Greftler) Kullanılır?
Yukarı kaldırılan zarın altına yerleştirilen materyaller, vücudun o bölgede yeni bir kemik üretmesi için gerekli olan iskeleti ve biyolojik uyarıları sağlar. Bu materyaller laboratuvar ortamında özel işlemlerden geçirilerek sterilize edilmiş güvenilir ürünlerdir. Kullanılan başlıca kemik tozu çeşitleri şunlardır:
- Ksenogreftler
- Allogreftler
- Alloplastlar
- Otogreftler
Bu materyallerin özelliklerine değinmek gerekirse, ksenogreftler genellikle sığır kaynaklı olup, kemiğin inorganik yapısını koruyarak çok güçlü bir iskele görevi görürler. Allogreftler, insan kaynaklı kemiklerin doku bankalarında işlenmesiyle elde edilir. Alloplastlar tamamen laboratuvarda üretilmiş sentetik kalsiyum bileşikleridir. Otogreftler ise hastanın kendi alt çenesinden alınan kemiklerdir ve vücut tarafından en hızlı kabul edilen materyallerdir. Hekimler, en iyi sonucu almak için genellikle bu materyallerden birkaçını kendi aralarında karıştırarak uygularlar.
Kendi Kanımızdan Elde Edilen PRF'nin Sinüs Lifting Başarısındaki Rolü Nedir?
Son yıllarda tıbbın birçok alanında olduğu gibi diş hekimliğinde de vücudun kendi iyileştirme potansiyelini kullanan biyolojik yöntemler ön plana çıkmaktadır. Bunlardan en önemlisi PRF (Trombositten Zengin Fibrin) adı verilen uygulamadır. Bu işlem mucizevi bir kimyasal ilaç değil tamamen hastanın kendi biyolojisidir.
Operasyon başlamadan hemen önce, hastanın kolundan normal bir kan tahlili yapılır gibi küçük bir tüp kan alınır. Bu kan, klinikte bulunan özel santrifüj cihazlarında belirli bir hızda ve sürede çevrilir. Bu çevrilme işlemi sonucunda kanın içindeki iyileştirici hücreler, büyüme faktörleri ve pıhtılaşmayı sağlayan proteinler ayrışarak tüpün üst kısmında sarımsı, jöle kıvamında bir tabaka oluşturur.
İşte bu tamamen doğal jel tabaka, kemik tozları ile karıştırılır. PRF, kemik tozlarının dağılmasını engelleyerek adeta bir yapıştırıcı görevi görür. Ancak asıl mucizesi hücresel boyuttadır. İçerdiği yoğun büyüme faktörleri sayesinde bölgedeki yeni damar oluşumunu inanılmaz bir hızla tetikler. Kanlanmanın artması demek, o bölgeye daha fazla besin ve oksijen gitmesi, dolayısıyla yaraların çok daha hızlı kapanması ve eklenen kemik tozlarının hastanın kendi kemiğiyle daha çabuk kaynaşması demektir. Ayrıca operasyon sonrası oluşan ağrı ve ödemi de ciddi oranda azaltır.
Sinüs Lifting Sırasında Zarın Yırtılması Gibi Durumlarda Neler Yapılır?
Tıbbi bir prosedür uygulanırken her zaman anatomik sınırların zorluklarıyla karşılaşılabilir. Sinüs lifting operasyonunda hekimlerin en sık karşılaştığı durum Schneiderian zarının işlem sırasında ufak bir hasar alması veya yırtılmasıdır. Bu zarın ne kadar ince ve hassas olduğundan bahsetmiştik. Bazen zarın kemiğe çok sıkı yapışık olması, bazen de hastanın geçmişte geçirdiği sinüzit enfeksiyonlarına bağlı olarak zarın esnekliğini kaybetmiş olması bu yırtılmalara zemin hazırlayabilir.
Zarın yırtılması kesinlikle bir sağlık felaketi veya geri dönülemez bir hata değildir. Modern cerrahide bunun da standart çözümleri vardır. Yırtık çok küçükse, hekim hemen o bölgeye eriyebilen kolajen yamalar yerleştirerek deliği kapatır ve işleme hiçbir şey olmamış gibi devam eder. Vücut o yamayı kısa sürede kendi dokusuyla bütünleştirir.
Ancak yırtık çok büyükse ve içerideki kemik tozlarının burun boşluğuna kaçma riski varsa, o zaman çok güvenli bir geri çekilme planı uygulanır. İşlem durdurulur, bölge temizlenir ve diş eti kapatılır. Vücuda o yırtığı kendi kendine onarması için yaklaşık iki ila üç ay süre verilir. Vücut inanılmaz bir yenilenme kapasitesine sahiptir ve o zar birkaç ay içinde tamamen iyileşip eskisinden daha kalın ve esnek bir hale gelir. Süre dolduğunda operasyon çok daha rahat ve güvenli bir şekilde tekrar edilir.
Sinüs Lifting Operasyonu Sonrasında Hangi İlaçlar Kullanılmalıdır?
Başarılı geçen bir cerrahi operasyon sürecin sadece yarısıdır. Diğer yarısı ise dokuların enfeksiyon kapmadan, sağlıklı bir şekilde iyileşmesini sağlamaktır. Hekiminizin size reçete edeceği ilaçları aksatmadan kullanmak, başarının anahtarıdır. Kullanılması gereken temel ilaç grupları şunlardır:
- Antibiyotikler
- Analjezikler
- Dekonjestanlar
- Spreyler
- Gargaralar
Bu ilaçların her biri iyileşme yapbozunun önemli bir parçasıdır. Antibiyotikler bölgede oluşabilecek bakteriyel enfeksiyonları tamamen engeller. Analjezikler, yani ağrı kesiciler, anestezi etkisi geçtikten sonra başlayabilecek sızlamaları ve doku ödemini durdurur. Dekonjestan haplar ve burun spreyleri ise bu operasyona özeldir; sinüslerin nefes alma deliklerinin açık kalmasını sağlayarak içerideki sıvıların rahatça tahliye olmasına yardımcı olurlar. Antiseptik gargaralar da diş fırçalamanın zor olduğu ilk günlerde ağız içi hijyeni üst seviyede tutar.
Sinüs Lifting İyileşme Sürecinde Günlük Yaşantımızda Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Evinize döndüğünüzde ve ilk haftalara adım attığınızda, hayatınızda yapacağınız bazı küçük değişiklikler, o bölgedeki kemik tozlarının sabit kalması için hayati öneme sahiptir. Sinüsler hava ile dolu boşluklar olduğu için, burun bölgesinde yaratılacak her türlü basınç artışı iyileşme sürecini doğrudan tehdit eder. İlk iki hafta boyunca kesinlikle uzak durulması gereken eylemler şunlardır:
- Sümkürmek
- Hapşırmak
- Tükürmek
- İçmek
- Üflemek
Bu eylemlerin detaylarını açıklamak gerekirse, şiddetli bir şekilde sümkürmek veya hapşırmayı ağız kapalıyken tutmaya çalışmak, sinüs içindeki hava basıncını aniden patlama noktasına getirir. Bu şiddetli basınç, dikilmiş olan ince zarı içeriden patlatabilir. Bu yüzden hapşırma hissi geldiğinde ağzınızı ardına kadar açık bırakmalısınız. Kamışla (pipetle) sıvı içmek veya tükürmek ise ağız içinde güçlü bir vakum etkisi yaratarak dikişlerin zorlanmasına ve kanamaya yol açabilir.
Sinüs Lifting Sonrası Beslenme Düzeni Nasıl Olmalıdır?
Operasyondan sonraki ilk günlerde beslenme alışkanlıklarınızı biraz daha hassas ve yumuşak bir zemine taşımanız gerekir. Çiğneme kuvvetlerinden ve aşırı sıcak gıdalardan uzak durmak, yaranın açılmasını engeller. Bu dönemde sofranızda bulundurabileceğiniz ideal yiyecekler şunlardır:
- Çorbalar
- Püreler
- Yoğurtlar
- Kompostolar
- Muhallebiler
Bu gıdaların temel özelliği, çiğnemeye neredeyse hiç ihtiyaç duymadan yutulabilmeleridir. Yiyeceklerin mutlaka ılık veya oda sıcaklığında olmasına dikkat edilmelidir. Aşırı sıcak çay veya çorbalar, kan damarlarını genişleterek operasyon bölgesinde tekrar kanama başlamasına neden olabilir. Aynı şekilde çıtır ekmek kabuğu, cips, kuruyemiş gibi sert, köşeli ve kırıntılı yiyecekler hem dikiş bölgesine batarak ağrı yapabilir hem de yaranın içine kaçarak enfeksiyon riskini artırabilir. Birkaç haftalık bu yumuşak beslenme diyeti, ileride her şeyi rahatça çiğneyebilmeniz için ödemeniz gereken ufak bir bedeldir.
Sigara Kullanımı Sinüs Lifting Başarısını Nasıl Etkiler?
Sigara kullanımı, insan sağlığının genelini etkilediği gibi, ağız içindeki cerrahi operasyonların da en büyük düşmanıdır. Özellikle kemik oluşturmaya çalıştığımız sinüs lifting gibi hassas prosedürlerde sigara, tam anlamıyla yıkıcı bir etkiye sahiptir.
Sigara dumanı içindeki karbonmonoksit ve diğer toksik maddeler, kana karışarak kılcal damarların daralmasına neden olur. Yeni bir kemik oluşumu için vücudun en çok ihtiyaç duyduğu şey o bölgeye pompalanacak oksijen ve kandır. Sigara içen bir hastada damarlar büzüştüğü için, yerleştirilen kemik tozları beslenemez ve hastanın kendi kemiğiyle kaynaşma süreci durma noktasına gelir. Ayrıca sigara dumanının yarattığı yüksek ısı, dikişlerin olduğu bölgedeki hassas diş etini yakarak yara kenarlarının açılmasına neden olur. Bu durum yerleştirilen o değerli kemik tozlarının iltihaplanıp akmasıyla ve operasyonun tamamen başarısızlıkla sonuçlanmasıyla biter. Bu nedenle operasyondan sonra en az üç ila dört hafta, ideal olarak ise implantlar tamamen kemikle bütünleşene kadar sigara kullanımına kesinlikle ara verilmelidir.
Sinüs Lifting Sonrası Yapılmaması Gereken Fiziksel Aktiviteler Nelerdir?
Bedensel istirahat, iyileşme sürecinin görünmez kahramanıdır. Operasyondan sonraki günlerde kendinizi çok enerjik ve sağlıklı hissedebilirsiniz; ancak içerideki dokuların iyileşmek için sakinliğe ihtiyacı vardır. Nabzı hızlandıracak ve kan basıncını artıracak bedensel yorgunluklardan kaçınmak gerekir. Kaçınılması gereken temel aktiviteler şunlardır:
- Koşmak
- Yüzmek
- Dalmak
- Uçmak
- Eğilmek
Nabzın hızlanması, baş bölgesine giden kan basıncını artırır ve bu da yara bölgesinde zonklamalara, hatta dikişlerden sızan taze kanamalara yol açar. Ağır sporların yanı sıra ayakkabı bağlamak veya yerdeki bir eşyayı almak için sürekli öne doğru eğilmek de sinüs bölgesine ciddi bir baskı yapar. Su altı dalışı yapmak veya uçağa binmek ise kabin ve su basıncı değişiklikleri nedeniyle kesinlikle yasaktır; çünkü dışarıdaki basınç değişimi, sinüs içindeki havanın genleşmesine ve o bölgedeki tüm yapının bozulmasına neden olabilir.
Sinüs Lifting İşlemi Sonrası İmplantlar Ne Zaman Yerleştirilir?
Tüm kurallara uyuldu, ilaçlar kullanıldı ve iyileşme dönemi sorunsuz atlatıldı. Peki yeni dişlerimize kavuşmak için ne kadar daha beklememiz gerekecek? Bu sorunun cevabı, tamamen doğanın kendi ritminde gizlidir. Vücudumuzun içine koyduğumuz kemik tozlarını sindirmesi, onların etrafını kendi canlı hücreleriyle sarması ve o bölgeyi taş gibi sert bir çene kemiğine dönüştürmesi zaman alan biyolojik bir süreçtir.
Eğer açık teknik kullanılmışsa ve çok büyük bir kemik ilavesi yapılmışsa, hekimler genellikle bu bölgenin tamamen kemikleşmesi için ortalama 6 ila 9 ay arasında bir süre beklemeyi tercih ederler. Bu bekleme süresi bazen hastalara uzun gelse de başarının teminatıdır. Kemik olgunlaşmadan implant yerleştirilirse, implant yumuşak bir zemine vidalanmış olur ve üzerine çiğneme kuvveti geldiğinde yerinden oynayarak düşer.
Eğer kapalı teknik uygulanmışsa ve hastanın zaten belli bir miktar kendi kemiği varsa, bekleme süresi 4 ila 5 aya kadar düşebilir. Hatta kapalı teknikte implantlar işlemle aynı anda yerleştirildiği için, bekleme süresi bittiğinde hastanın doğrudan porselen dişlerinin yapım aşamasına geçilir.
Uzun Vadede Sinüs Lifting Tedavisinin Başarı Oranı Nedir?
Sinüs lifting, diş hekimliği literatüründe uzun yıllardır uygulanan, sonuçları binlerce bilimsel araştırmayla kanıtlanmış, öngörülebilirliği en yüksek cerrahi işlemlerden biridir. Doğru hasta seçimi, kusursuz bir üç boyutlu radyolojik planlama, operasyon sırasında gösterilen hassasiyet ve hastanın evde kurallara harfiyen uyması bir araya geldiğinde, bu tedavinin uzun dönem başarı oranı yüzde 95'lerin üzerindedir.
Oluşturulan bu yeni kemik, süreç tamamlandıktan sonra hastanın orijinal kemiğinden hiçbir farklılık göstermez. Tıpkı kendi dişlerinizle sert bir elmayı ısırırken hissettiğiniz o sağlamlık ve güven duygusunu, yeni oluşturulan kemiğe yerleştirilen implantlarla da birebir yaşarsınız. Sinüs lifting, kaybedilen fonksiyonu ve yaşam kalitesini geri kazandırmak için sunulan benzersiz bir şanstır.